Türkiye'nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, küresel pazarlardaki dalgalanmalara rağmen 2026 yılının ilk yarısında istikrarlı yükselişini sürdürdü. Ocak-Haziran döneminde dünyanın dört bir yanındaki 212 ülke ve serbest bölgeye gerçekleştirilen gıda satışı, 5 milyar 847 milyon 514 bin dolar seviyesine ulaştı. Bu süreçte ihraç edilen toplam gıda miktarı ise 5 milyon 290 bin tonun üzerine çıktı.
Sektörün ortaya koyduğu bu yüksek performans, Türkiye'nin işlenmiş gıda ve tarım ürünleri ticaretinde küresel bir üs olma konumunu koruduğunu bir kez daha ispatladı.
Zirve Ayçiçeği Tohumu ve Çikolatanın: En Çok Gelir Sağlayan Ürünler
Yılın ilk altı aylık verilerine göre, Türkiye'ye en yüksek ihracat gelirini getiren ürün grupları ve çeşitlilik şu şekilde şekillendi:
İhracatın Lideri: En fazla ihracat geliri ayçiçeği tohumu ürün grubundan elde edildi.
Tatlı ve Çikolata Takipte: Ayçiçeği tohumunu, çikolata ve kakao ürünleri ile tatlı, bisküvi ve gofret grubu izledi.
Pazar Esnekliği: Ürün yelpazesinin bu denli geniş olması, Türk gıda sektörünün farklı coğrafyalardaki pazarların dinamik ihtiyaçlarına hızla yanıt verebildiğini gösterdi.
En Büyük Alıcı Orta Doğu: Ülke Bazında Irak ve ABD Ön Sırada
Türk gıda ürünlerinin bölgesel ve ülke bazındaki küresel dağılımında stratejik pazarlar öne çıktı:
Bölgesel Dağılım: Türkiye'nin gıda ihracatında en büyük payı Orta Doğu ülkeleri aldı. Orta Doğu'yu ikinci sırada Afrika ülkeleri takip ederken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri de kritik önemini korumaya devam etti.
Ülke Sıralaması: En fazla gıda ihracatı gerçekleştirilen ülkeler sırasıyla Irak, ABD ve Suriye oldu.
Küresel Ticarette Yeni Dönem: Hürmüz Boğazı'nda Normalleşme
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, küresel gıda lojistiği ve üretimine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Uysallı, lojistik hatlardaki kritik bir gelişmeye dikkat çekerek, Hürmüz Boğazı'ndaki kademeli normalleşmenin uluslararası gıda ticareti üzerindeki baskıyı ve navlun yükünü hafiflettiğini belirtti. Türkiye'nin güçlü yerli tarımsal üretimi sayesinde, küresel ölçekte yaşanan maliyet artışlarını ve arz dalgalanmalarını çok daha dengeli yönetebildiğini ifade etti.
Sürdürülebilirlik ve Tedarik Güvenliği Fiyatın Önüne Geçti
Küresel iklim krizinin ve kuraklık risklerinin dünya genelinde tahıl ve pirinç üretimi beklentilerini aşağı yönlü baskıladığını hatırlatan Nihat Uysallı, uluslararası pazarlarda yeni bir dönemin başladığını şu sözlerle özetledi:
"Gıda ticareti artık yalnızca fiyat odaklı bir yapıdan uzaklaşıyor. Uluslararası pazarlarda artık tedarik zinciri dayanıklılığı, sürdürülebilir üretim ve katma değerli işlenmiş gıda çok daha fazla önem kazanmış durumda. Ülkemizde gerçekleşen yüksek hasat sayesinde, yeni sezonda dış alımımızın ağırlıklı olarak un ve makarna sanayimizin ihtiyaç duyduğu yüksek proteinli hammaddelerle sınırlı kalmasını öngörüyoruz. Türkiye olarak küresel gıda arzındaki ve işlenmiş gıda ihracatındaki güçlü lider konumumuzu tahkim etmeyi hedefliyoruz."